27 Ekim 2016 Perşembe

İlham Aldıklarım – 2

Merhabalar. İzledikten sonra önemli kararlar aldığım bir belgeselden bahsetmek istiyorum. Capitalism: A Love Story, 2009 yapımı Michael Moore'un yönetmenliğini üstelendiği belgesel. Belgeselde genellikle Amerikan rüyası ön planda olsa da kendim için küçük notlar alabileceğim sahnelerde vardı. Ayrıca Michael Moore'un belgeseldeki aktivist tarzı olayları daha çarpıcı hale getirmiş.


- İnsanlara haber verilmeden evlerinden haciz edilmesi,

- Pilotların yıllık 15 bin dolar alıp ek iş olarak garsonluk yapmaları,

- Citibank’ın raporlarından gizlice sızan plutonomy terimi,

- Wall Street’de çalışan kişilerin türev araçlarını tanımlayamaması,

- Sanayi için robotik makine üreten bir şirkette herkesin şirketin gerçek sahibi olduğu,

- Son olarak Roosevelt’in konuşması bütün parçaları birleştirdi diyebilirim.



Belgeseli izledikten sonra harcamalarım konusunda kendime çeki düzen vermeye karar verdim. Bir anlık heves, mutluluk ve kredi kartı yüzünden ortaya kötü sonuçlar çıkabilmektedir.

Sade Günler dilerim :)

23 Ekim 2016 Pazar

Değiştirdiklerim / Sosyal medya

Sıcacık bir Pazar gününden herkese merhabalar, umarım iyisinizdir, ben bu sıralar biraz diken üstünde yaşıyorum. Malum işsizim, birkaç yere iş başvurumu gönderdim haber bekliyorum. Stres kat sayım baya bir yüksek. Neyse bugün sade hayatım ve sosyal medya üzerindeki değişimlerden bahsetmek istiyorum.

Hayatımın 16-20 yaşları arasında aşırı aktif sosyal medya kullanıcısıydım. Piyasadaki bütün sosyal medya uygulamaların da hesabım vardı ve sıkı bir takipçiydim. Yani olayı açacak olursam sabah ilk işim bütün hesaplarımı gözden geçirmekti. Tabi 30 dakika rahat harcıyordum, sonra okula yetişme telaşı derken üniversitede genellikle birinci derslere geç kalıyordum. Zaman açısından neler kaybettiğimi sonradan anladım.



Bana zarar veren bir diğer olay sahte bir yaşam sürmekti. Takip ettiğim kişiler, arkadaşlarım olsun sanki herkes pembe bir toz bulutun üstünde gibi yaşıyorlardı. Benim hayatım ise monotonluktan ibaretti. Bu durum beni mutsuz etmeye başladı. Kendimi boş yaşıyormuş gibi duruma yönlendirdi. Başka bir takıldığım olay ise okulda aramızın o kadar iyi olmamasına rağmen bazı arkadaşlarımla sanki çok iyiymiş gibi paylaşımlarda bulunmamızdı. Oysa okulda birbirimize zorla bakıyorduk. Bu durum benim için son damlaydı. Bu sahte hayatın içinden kurtulmalıydım.



Değiştirirken ilk başta zorlandım diyebilirim. İlk olarak gün içinde akşam sekizden sonra sosyal medya hesaplarıma bakmayacağım diyerek kendime kurallar koydum.  Ancak iki gün uygulayabildim. Sonra düşündüm Ebru bu böyle olmaz bunların kökünü kurutacaksın kızım dedim. Tabi bu sıralarda minimalizm felsefesini yeni keşfetmeye başlıyordum. Ve bir akşam instagram, swarm, snapchat, twitter hesaplarımın hepsi gitti. Bu duruma en çok erkek arkadaşım şaşırdı tabi :) Şaşırmakla kalmayıp e hadi benim hesapları da kaldır zaten pasif kullanıcıyım diyerek ten bana katıldı.

Sonuç olarak bu durum bana birçok şey kattı. En önemlisi yirmi dört saat artık bana yetiyordu. Sabahları otuz dakikamı kim ne yapmış ne paylaşmış yerine spor yaparak kullanıyorum. Ve tabi sahte arkadaşlıklardan uzak durmak bana kendimin ne kadar değerli olduğunu hatırlattı.



Kendinizi sevin, sahteliklerden uzak durun ve sade kalın :)



Dipnot: Maalesef kendimi sosyal medyadan tam olarak soyutlamış bir şekilde tanımlayamam. Facebook ve goodreads hesaplarım bulunmaktadır. Sizde eğer benim gibi bir kitap kurduysanız goodreadse beklerim.

17 Ekim 2016 Pazartesi

Minimalizm ve sağlık

Merhabalar :) Peşimi bırakmayan grip nedeniyle bir süre yazı yazamadım. Bu havalar insanı çok fena hasta ediyor aman dikkat edin. Sahip olduğumuz en değerli şey sağlık, inkâr edilemez. Bende bu düşünceden yola çıkarak vücudumdaki yaptığım değişiklikleri paylaşmak istedim.

* Bir yıl öncesine kadar her film izlememde 2 3 cips tüketen, gazlı içeceklerle arası çok iyi olan biriydim. E tabi bu sürede kilolar aldı başını gitti. Sadeliği planlamaya başladıktan sonra kendime bi orda dur bakalım dedim. Nereye kadar işlenmiş gıdalar, nereye kadar plastik atığı. Kendini düşünmüyorsan bile çevreyi düşün, gelecek nesillere plastik dolu bir dünya bırakmak istemeyiz. O günden sonra kendime hedef koydum, bu süreç hemen bir anda kesilmemeli hayatımı bir anda değiştiremem ama yavaş yavaş ilerlerseniz kalıcı sonuçlara ulaşırsınız. İlk önce ayda bir aldım, sonra iki ayda bir ve şu an abur cubur tüketmiyorum. Ve vücudumdaki değişim beni en çok şaşırtan şey oldu. Artık daha fazla uykuya ihtiyacım yok, paramı abur cuburla yatırmıyorum ve aklımda kilo verme düşüncesi yokken bu kararım sayesinde 8 kilomdan kurtuldum, sonuçlar harika :)



* Beslenmeden sonra bir diğer önemli husus; egzersiz. Öyle ağır egzersizlere, spor salonuna gitmeye de gerek yok. Şahsen ben günlük 30 dakika egzersiz ve 30 dakika yürüyüş yapıyorum, haftada bir kere bir saat yüzmeye gidiyorum. Bir süre sonra acaba bugün yapmasam mı diyemiyorsunuz, içiniz rahat etmiyor uyku gibi bir ihtiyaç oluyor vücut istiyor. Youtube’da çok fazla spor videoları var, ben kendime göre 3 tane seçtim dönüşümlü olarak uyguluyorum. Günde 1 saatinizi sağlığınıza ayırmanın faydasını sizlerde göreceksiniz :)


* Son olarak su tüketimimde ki değişimden bahsedeceğim. Önceden günde bir litre su tüketimi yetiyordu. Çay, kahve tüketiyorum onlarda sıvı diye bir düşünce vardı tabi o zamanlar. Ama su ve kahvenin bir olduğunu düşünmek ne kadar doğru diye sordum kendime. Özellikle bir sağlıkçı olarak, insanlara bol bol su tüketmesini anlatıyorum ama kendime gelince iş farklı oluyor niyeyse. Bir süre gerçekten çok zorlandım içemiyorum suyu çünkü zorluyorum kendimi. İçine nane limon koyuyorum tadı güzelleşsin diye. Ortalama 1 ay sonra günde 2 litre su tüketmeye başladım. Suyun fizyolojik faydasından ziyade psikolojik yönü olduğunu fark ettim. Su içmek beni mutlu etmeye başladı. Gerçekten hayata daha güzel bakmamı sağladı. Üzerimdeki yorgunluğu bitkinliği su ile atabiliyormuşum meğer.



Sade ve sağlıklı günler dilerim :) 

9 Ekim 2016 Pazar

Değiştirdiklerim / Kitaplar

Merhabalar! 

Minimalizm yaşam tarzını benimsedikten sonra en zor olan değişim bölümünü paylaşacağım bugün. Kitaplarım.

Her yıl yeni bir kitaplık almak zorunda olan bir insandım. Odamın bir duvarı, balkonumun bir kısmı kitaplarım ile doluydu. Ama bu durum tabii ki de istediğim yaşam tarzına uymuyordu. Aslında bu konuda çok fazla tartışma bulunmakta. Benim fikrim kitapların minimalizmi benimsemesi. Alıyorum, okuyorum, kitaplığa koyuyorum. Birçoğuna sadece bir defa bakmışımdır. Kitapların amacı bu değil. Birçok insana ışık tutması bence kitapların amacı. Bu yüzden duygusallığı bir kenara bıraktım, hepsini kategorilere ayırdım. İlkokul kütüphanesi, lise kütüphanesi gibi yerlere bağışladım. Sadece başucu kitaplarım benimle kaldı. 


Nasıl kitap okuyorsun o zaman derseniz cevabı çok basit. Kindle kullanıyorum. Öyle kitap mı okunurmuş ön yargısını bir kenara bıraktım paperwhite 3 modelini aldım. İnanın daha önce neden almadım diye kızdım, bence normal bir kitaptan hiçbir eksisi yok. Hatta fazlası var bile diyebilirim.  


Ve bir de yıllar boyu biriktirdiğim Bilim Çocuk, Bilim Teknik dergilerime sıra geldi. Dergilerimi de yıllarına göre ciltleyip oturduğum ildeki köy okullarına dağıttım. Bir kenarda yığılı bir şekilde durmalarının hiç kimseye faydası yoktu.


Bilgi paylaşınca güzeldir :)
Sade günler dilerim.

3 Ekim 2016 Pazartesi

İlham Aldıklarım

Haftaya güzel bir belgesel ile başlamak istedim. Gasland, Josh Fax’ın yönetmeni olduğu 2010 yapımı bir belgesel. Benimde bu alanda izlediğim ilk belgesel. Belgeseli izledikten sonra doğalgaz olayına, çevreye, su kaynaklarına farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyorsunuz.


Amerika’da doğalgaz sondaj yerleri yerleşim yerlerine yakın olarak oluşturulmuş. Ve orada yaşayan insanların musluğundan temiz su akmıyor, havasından zaten bahsetmiyorum, çoğu kişi kanser hastalığına yakalanmış daha birçok insan hayatını ciddi şekilde etkileyen olaylar bulunmakta.


Belgeseli izlerken mutsuzluk, çaresizlik, sinirlilik duygularını aynı anda hissediyorsunuz.


Kesinlikle izlenilmesi ve izletilmesi gereken bir belgesel olduğunu düşünüyorum. İnanın sizin de bakış açınızı değiştirecektir.