21 Aralık 2016 Çarşamba

İlham aldıklarım - 3

Belgesel değil adeta bir korku filmi. İzledikten sonra paketlenmiş gıdalara bakamadım bile. Sadece market ürünleri de değil. “Fast food” adı altında yediğimiz gıda ötesi şeylerin bütün bir yolculuğunu anlatan bir eser. Süslü püslü tepsilerimize konulmadan önce ki olayı ele alıyor. Hayvanların yaşadığı koşullar, daha kısa süre zamanda daha fazla besin elde etmek için yapılan işkenceler, insanları taze sebze meyve fiyatlarını fast food zincirindeki bir menü fiyatıyla kıyaslamasına kadar birçok çarpıcı gerçekle karşılaştım. Belgesel Amerika’da ele alınıyor ancak bizim durumumuz da pek iç açıcı değil.


İlk olarak kendi yaşamımı düşündüm. Dolaptaki o kadar hazır gıdayı. İzledikten sonra kendi kendime ben bunu hak etmiyorum dedim. Midem bunu hak etmiyor. Cüzdanım bunu hak etmiyor. Neyse ki dışarda yemek yeme olayını rafa kaldırdığım için kendimi biraz daha şanslı hissettim. Dışarda yemek yediğimiz sürece akış devam edecek. Belgeselin sonunda ki aktivist tutumda insanda gerçekten uyanma hissini oluşturuyor.

“Günlük yediğimiz 3 öğünle bu akışı durdurabiliriz.“

Belgeselin başında yılın her mevsiminde yenilen domatesten bahsediliyor. Domatesi besin değil de kavram olarak ele alıyor. İzlerken gerçekten ayakta alkışlayacaktım. Kesinlikle çevremdeki kişilere de üstüne basa basa anlattığım bir olay. Her şeyin bir zamanı vardır sözü besinler içinde geçerli. Kışın domates, biber tüketenleri anlayamıyorum. Görüntüsü bile acayip zaten, tadını hiçbir şeye benzetemiyorum. Kısacası hormondan uzak duralım. Aç gözlülüğe gerek yok 6 ay sonra tekrar rahatlıkla tüketebiliriz :)

İzlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. Kendimizi zehirlememek ve bu dönen çarka biraz da dur demek istiyorsak kolları sıvamalıyız :)




Sade günler dilerim 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder