29 Aralık 2017 Cuma

Son 3 Ay






Merhabalar bu yazı biraz kişisel olacak çünkü uzunca bir zaman yoktum ve bunun nedenini sizlere paylaşmak istiyorum. Minimal ailemin de bilmesini istiyorum neden hiç yazı yazamadığımı. Sizden 3 ay boyunca ayrı kalmak içimdeki boşluğun daha da büyümesine neden oldu. O kadar çok istiyordum ki ortaya bir şeyler çıkarmak, mesajlara yanıt vermek ama kafamın içinde haksızlığı uğramanın uğultusu gitmiyordu.

Saphira Inspiration

Akademik hayatta bir yerlere gelmek için çok şey feda etmek zorunda oluyor insan. Uyku, arkadaş, kendine vakit ayırma ve evlilik tarihini bile ileriye atıyorsun. Bir şeyler ortaya çıkarmak, adım adım ilerleme aşkıyla yanıp tutuşursun ama burada ne kadar çalışırsan çalış, ne kadar fedakarlık yaparsan yap üstten emir gelince işinden bile oluyorsun. Bu kadar kolay işte, kısa bir haberle bütün dünya başınıza yıkılabilir bütün emekleriniz çöpe gider ve "ben ne yapıyorum?" dersiniz. Dedim, aynen bu cümleyi dedim. 

"Ne için?" ve "ne yapıyorum?".

I love silhouette shots. Perfect way to show off your form and hide any imperfections. by patti

Ülkem için yapıyorum, bilim için yapıyorum, kadınlar için özellikle gebeler, lohusalar için deli gibi bir şeyleri değiştirmek istiyorum, sesimi duyurmak istiyorum dedim ama sesimi kısıldı. Hak ettiğim yeri yukarılardan emir geldiği için sessizce elimden aldılar. Ve ben yalnız kaldım.  
 
Ailem, arkadaşlarım, hocalarım hep yanımdaydı ama ben yalnız kaldım. Çalışmalarımla, kitaplarımla onca emeğimle tek başımaydım. Bütün gece uyuyamadım onlar bana baktı ben onlara.

Üzüntünün 5 aşaması vardır. O gece ilk aşamayı yaşadım, inkar ettim. Meyve veren ağaç neden taşlanır ? Neden hak ettiğim yere gelemedim? Kendi kendime bu olay olmadı bu bir kabus dedim ama ben o gün hiç uyumamıştım.

İkinci evreye geçtim ertesi gün, öfke evresi. Bunun hesabını sormak istedim ama akademik alanda öyle bir hak yoktur. Hesap soramazsın, sadece içinden söylenirsin, sus derler çünkü. Sus, bağırma yarının ne getireceğini bilemezsin.

Daha sonra pazarlık evresine geçtim, kendime yer aradım, sinirden başka bölümlerin kapısını çaldım ama olmadı. Mantıksız bir davranış sergiledim, dediğim gibi sinirdendi, gözüm hiç bir şey görmüyordu.

life would be easier w arrows, but instead its a series of red lights and green ones without yellow warnings

En uzun ve yakamı bırakmayan döneme geldim. DEPRESYON. Daha doğrusu bana tükenmişlik sendromu dediler. Artık kendimi ne kadar tükettiysem. Daha yaşın küçük önüne ne kadar kapı açılır sabret dediler. Ama o ruh halinde anlam veremiyorsunuz bu cümleye. Hala inkar ediyordum, anlam veremiyordum. Soğudum, her şeyden soğudum. Çalışmalarım yarım kaldı ve en önemlisi benden haber bekleyen anneler habersiz kaldı. Onların suçu neydi? En büyük sinirim kendime aslında böyle bir davranış sergilediğim için. 

Şimdi toparlandım ve kabullenme evresindeyim. Son evre, artık yavaş yavaş bu 3 ayı kafamdan silmeye çalışıyorum. Ama silinmiyor, yaşadıkça kabulleniyorsun. Olan bu. Akademik alandan uzaklaşmam benim için en iyisi artık.

Peki bu yaşadıklarımı minimalizm açısından bakacak olursam kocaman bir SIFIR.

  • Alışveriş yapmadım, yani fazladan bir şey almadım sadece Gratisin indiriminde biraz sınırı aşmıştım.

  • Spor ve yoga tamamen yok. Bu konuda kendimi toparlamalıyım.

  • Zamanı minimal kullanma. O neydi? Bir ara bütün zamanımı uykulu halde geçmişti.

  • Çok yemek yedim, özellikle geceleri çok fazla karnım acıkıyordu.

  • Kısacası bu dönem anti-minimalist dönem. Ve benim kendimi toparlamam lazım, üzüntüleri geride bırakmak, yeni sayfalar açmam lazım.

Kaldığım yerden devam etmeliyim. Hayat devam ediyor.
Sevgiler, sade günler dilerim.
Bu kısa ayrılık döneminde yanımda olduğunuz, destekleriniz için çok teşekkür ederim. 
Kaldığımız yerden devam etme zamanı geldi artık.